Diskalkuli en genel ifade ile matematik öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır. Matematiksel ifadeler, soyut kavramlar, rakamlar, formüller, problemler ve problemlerle ilgili sezgileri kullanmada güçlükler diskalkuliye örnek verilebilir. Matematik öğrenme güçlüğünün nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Matematik performansını etkileyen temel nöropsikolojik eksiklikler motor beceriler, hafıza, işitsel süreç, dil yetisi, dikkat, planlama, ardıl bilişsel işlemler, eş zamanlı bilişsel işlemler, görsel uzamsal süreç, muhakeme, anlamsal işlem ve yönetici işlev alanlarında görülebilmektedir (Lerew, 2005). Ayrıca matematik öğrenme güçlüğü okuma-yazma güçlüğü ve DEHB’ten etkilenmektedir. Öğrenme güçlükleri genelde çocukların okula başlamasıyla beraber akademik beklentinin oluşması ile anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda ilk yapılması gereken öğretmeni ile konuşmak olmalı ve bir planlama yapılması gerekmektedir. Aile bir çocuk psikoloğundan veya okuldaki psikolojik danışmandan yardım almalıdır. Bu süreçte çocuğun öğrenme süreci gözlenmeli, ilk olarak eski konulardan başlanıp sonrasında yeni konuya geçilmeli, çocuğun nasıl daha rahat öğrenebildiği, hangi öğrenme yönteminin etkili olduğu keşfedilmelidir. Öğrenme güçlüğü çocukların sosyo-duygusal gelişimini de etkilediği için bu durum çocuğu daha kırılgan yapabilmektedir. Bu sebeple çocuğun çabası ödüllendirilebilir, başarılı olabileceği spor, sanat, müzik gibi alanlara da yönlendirilebilir.
Kaynak
SEZGİN, M. (2023). DİSKALKULİ: MATEMATİK ÖĞRENME. MATEMATİK VE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR 2023-III, 97.
Ses bilgisel farkındalık, okuma üzerinde önemli etkisi olan sözel bir dil becerisidir. Sözel dilin farklı yöntemler kullanarak (kelimelerden seslere ulaşma, başlangıç ve son sesi bölme, kelimenin tek tek bütün seslerini ayırma, sesleri atma, ekleme ve yeni kelimeler oluşturma gibi) daha küçük birimlere ayrılacağının farkında olmak (Chard ve Dickson, 1999), söylenenleri anlamından bağımsız, tek tek ses dizisi olarak algılayabilmek ve sesbirimleri etkili kullanabilmek (Aktan, 1996:92) olarak tanımlanmaktadır. Ses bilgisel farkındalık, doğrudan öğretimle edinilen bir beceridir ve özenle planlanan sistemli bir öğretimi gerektirmektedir. Türkçe gibi alfabetik yazı dillerinde kelimeler genel olarak sesbirim düzeyinde yazıya aktarılmakta; sesler ve harfler birebir eşleşmektedir. Türkçe gibi ses harf ilişkileri şeffaf olan dillerde kelimelerin yazılı olarak nasıl temsil edildiğini öğrenmek için ses bilgisel farkındalık becerilerinin kazanılması gerekmektedir.
Ses bilgisel farkındalık, en önemli erken okuryazarlık becerilerinden biridir. Erken okuryazarlık becerileri okuma becerileri için öncü beceriler olduğu gibi okuma becerilerinin gelişim sürecinin de doğal bir aşamasıdır. Erken okuryazarlık becerileri, erken çocukluk döneminde bir sıra halinde değil, birlikte ve birbirinden etkilenerek gelişim göstermektedir. Bu yüzden hazırlanan ses bilgisel farkındalık öğretim programlarının, sadece ses bilgisel farkındalık becerilerini değil diğer erken okuryazarlık becerilerini (yazı farkındalığı, kelime bilgisi vd.) de geliştirmesi beklenmelidir. Bununla birlikte, ses bilgisel farkındalık becerilerinin okuma becerilerine etkisi sadece okul öncesi dönemde değil üst sınıflarda da devam etmektedir (Chard ve Dickson, 1999). Çocukların bilişsel-dilbilim becerileri altı yaşında olgunlaşamaya başladığından ve alfabetik yazıyı okumayı öğrenmeye birinci sınıfta başlandığından, birinci sınıfta ses bilgisel farkındalık becerisinin gelişimi oldukça önemlidir. (Bentin, Hammer ve Cahan, 1991: 271
